Forum Kimler Online
Go Back   Ezberim > Eğitim & Öğretim > Eğitim > Edebiyat
Kayıt ol Forumları Okundu Kabul Et


ESKİ DİVAN EDEBİYATINDA SEVEN, SEVGİLİ ve AŞK

Eğitim kategorisinde ve Edebiyat forumunda bulunan ESKİ DİVAN EDEBİYATINDA SEVEN, SEVGİLİ ve AŞK konusunu görüntülemektesiniz.
ESKİ DİVAN EDEBİYATINDA SEVEN, SEVGİLİ ve AŞK Eski Türk edebiyatında aşk unsuru ; sevgili , aşık ve rakipten meydana gelen ...






Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 02-09-2010, 15:45
 
Standart ESKİ DİVAN EDEBİYATINDA SEVEN, SEVGİLİ ve AŞK

"Sponsorlu Bağlantılar"

 


ESKİ DİVAN EDEBİYATINDA SEVEN, SEVGİLİ ve AŞK

Eski Türk edebiyatında aşk unsuru ; sevgili , aşık ve rakipten meydana gelen bir kadro içinde görülür. Bu sebeble , eserin ağırlık merkezini meydana getiren bu üç tip diğer konulara nisbetle daha geniş şekilde ele alınacaktır.

I.A.GÜZELLİK ( Hüsn , Melahât , Cemâl )

I.A.1.Umumî Olarak Güzellik

Günümüzde güzellik , genellikle yüz veya yüz güzelliği olarak düşünülmekte , yüzdeki diğer güzellik unsurları ile birlikte çeşitli hayallere konu olmaktadır. Aşık , sevgilisinin güzelliğine hayrandır. Onu görmek için gönlünü idrak aynası yapmıştır. Esasen , ayna onun güzelliğinin kuludur.Ona bakmak "güzel temâşâ" şeklinde ifâde edilir. Dostun cemâli değişik şekillerde zuhûr etmektedir:

Cemâli dost her yüzden zuhûr etmiş temâşa kıl
Geh olmuş çehre gâhî zülf olup ruhsâre yasdanmış (1)


Güzellik binası bir kıl üstündedir. Bu sebeble sevgilinin âşığa cevretmekten vazgeçmasi istenir.Burada kıl kelimesiyle bel kasdedilmektedir."Cemâli üstünde zülfü cime benzer" sözü ile hem zülf cim harfine benzetilmiş , hem de cemâl kelimesindeki cim harfine işaret edilmiştir.

Güzel olabilmek için huy ve ahlâkgüzelliği ( hüsn-i hûlk ) de şarttır. Güzelliğin bir zenginlik olarak kabul edilmesiyle , sevgilinin güzellik zekâtını sakınmayıp vermesi istenir. Bir kasidesinde şair , övülenin cemâlini çoktan beri görmediğini söylemektedir.

Çin putunun sevgili ile güzellik dâvâsında bulunamayacağı iddia edilir. Çünkü , güzel olsa da onun canı yoktur :

Dava-yi hüsn kılmağa âlemde ey nigâr
Sen dil-sitân ile büt-i Çinün ne cânı var (2)


Güzellik , genellikle sevgilinin bir özelliği şeklinde ele alınır. Herhangi bir husus belirtilmeden de güzelliğin zikredildiği olur.

1.A.2.Güzellik İle İlgili Benzetmeler

1.A.2.a.Bahâr,Nevrûz,Gülzâr,Bağ,Gül,Evrâk

Aşık , güzellik baharı olan sevgiliye karşı ırmaklar gibi coşkun ve bulanık akar. Sevgilinin güzelliği ilkbahardır. Aşık , ona gözyaşını yağmur eder:

Dil-rübâlar kâmetin nahl-i cihân-ârâ eden
Nev-bahârı hüsne gözyaşlarını bârân eyledi (3)


Sevgili , güzellik baharı olmasına karşılık , âşığın yüzü hazan yaprağına benzer. Burada tezat sanatı vardır.

Güzelliğin nevrûza benzetilmesinde , geceyle gündüzün eşitliğine işaret edilerek:

Nevrûz-ı hüsnüne ereli hatt-ı müşg-bâr
Oldu berâber ey peri geceyle gündüzüm (4)


denilmektedir.Burada hat gece , yüz de gündüz olmaktadır.

Güzelliğin gül bahçesi veya bağa teşbihi , sevgilinin gül-i handân , gül-i rânâ, gül budağı ve naz sülünü , dudağının taze gonca , benin bekçi , âşığın gözyaşlarının da dolabı çeviren su şeklinde hayal edilmesi sebebiyle olmaktadır.Güzellik gül olarak düşünülünce , âşık da ona karşı inleyen bir bülbül olur:

Sevdi gönlüm bâğ-i hüsnün bir gül-i handânın
İnledür hâr-ı belâda bülbül-i nâlânını (5)


Güzelliğin evraka bennzetildiği beyitte , sevgilinin hatı şirâze şeklinde ele alınır:

irâze etdi hüsnün evrâkına hatın
Ahum yelinden ol perî dedi dağılmasun (6)


I.A.1.b.Güneş , Ay , Burç , Mum

Güzelliğin bu unsura benzetilmesi renk , ışık ve parlaklık yönündendir.Güneşin ışıkları bütün dünyayı tutar.Sevgilinin güzelliği bazen ondan üstün gösterilir:

Davî-i hüsn eyleyüp meydânuna geldükçe mihr
Hüsn-i âlem-girün ey meh-rû düşürdü anı pest (7)

Tâliümde bu gönül her kime kim mâyil olur
Göremez bir gün anun mâh-ı cemâlin yıl olur (8)


Bir beyitte sevgili güzellik burcunun güneşi , âşık da zerre gibi onun sergerdanı olarak ifade edilmiştir.

Güzellik muma benzetilmekte , âşık veya gönlü ona yanan pervane şeklinde hayal edilmektedir.Kâfûrdan yapılan mum beyaz olduğundan sevgili nur veya kâfûr bedenlidir. Aşığın yüreği yağını eritir:

Bu cemâlün şemine pervâne gelmişlerdenüz
yanalum ey şem-i rûşen yanagelmişlerdenüz (9)


I.A.1.c.Bezm , Sofra (Hân) , Hırmen , Çârsû , Metâ

Güzellik mum , pervane ve sarhoşluk gibi hususiyetleri içinde bezme benzetilir. Onun sofraya teşbihi ise , benin dane ve azık olarak düşünülmesi dolayısıyladır. Bu benzetmede yüzün yuvarlaklığı da söz konusudur:

Hân-ı hüsnü şu ki yemek diledi aç öldü
Zad-ı râh olmadı bir kimseye dâne-i hal (10)


Güzelliğin harman şeklinde tasavvurunda yine benlerin daneye benzetilmesi rol oynar. Aşık da karınca gibi çalışıp ona meyleder:

Hırmen-i hüsnünde ey meh dâne-i hâlün görüp
Meyl edersem nola yok mu mûr denlü gayretüm (11)


Dudakların helva satması , âşığın lal dudakların şarabına müşteri olması sebebiyle güzellik ile çarşı ve pazar arasında benzerlik kurulur:

Çarh- ı gerdûn mâh - ı lev naliyle oldu müşteri
Leblerün bâzâr-ı hüsn içre görüp helva satar (12)

Aceb şûrîde-hal oldun Hayâlî lal-i yâr içün
Melâhat çârsûsunda harîdâr-ı mül olmuşsun (13)


Güzellik , oldukça kıymetli bir metadır. Onu herkes almak ister , fakat güçleri yetmez. Gül de güzellik metaına altın bulmak için hergün diken çeker:

Hüsnün metâına nice versün bahâyi gül
Zer bulmağa maâşına her gün diken çeker (14)


Dellâle , bir kadın ve bir erkek arasında aracılık yapan kadın demektir. Sevgilinin hüsnüne bütün âlem müşteridir. Onu güneşe ve zerreye arz etmek gerekmez. Çünkü , dellâleye ihtiyaç yoktur:

Afitâb ü Zühreye hüsnün metâın etme arz
Ana âlem müşterî lâzım degül dellâleler (15)


I.A.1.d.Yûsuf , Mısır , Ülke

Hz.Yûsuf , edebiyatımızda güzellik timsalidir. Bu benzetme münasebetiyle Yûsuf kıssasının çeşitli motiflerine telmih yapılır.Sevgili ; Yûsuf-ı hüsn , Yûsuf-ı cemâl şeklinde anlatılır:

Döğünsem nola taşlarla bugün ol Yûsuf-ı hüsnün
Kefine kim direm korsa terâzû-vâr mâildür (16)

Ey Yûsuf-ı cemâl dem alûde olalı
Pirûhenün alameti çeşm-i pederdedür (17)


Güzelliğin Mısır olarak tasavvurunda yukarıda belirttiğimiz Yûsuf kıssası rol oynar:

Kâkülü ucunda ol Yûsuf-cemâalün her beni
Mısr-ı hüsn içinde san kim bir Habeşdür dârda (18)


Kâkülün sultan olarak ele alındığı beyitte Mısır kelimesi ülke mânâsında kullanılmıştır. Ayrıca il , mülk , kişver , kelimeleriyle de güzelliğin bizzat ülkeye teşbih edildiği görülür. Bu taktirde sevgili güzellik ülkesinin sultanıdır. Gamzeler tîg-zen , zülüf zırıh-pûş , yanak hisar , gabgab top , hatt duvar , perçem tuğ , felek taht , yıldızlar asker , ay ve güneş iki çavuş , kanlı gözyaşı otağ olmak üzere bu hayali tamamlamaktadır.

I.A.1.e.Deniz (Bahr) , Akarsu

İnci , mercan , vb. denizden çıkarılır . Gözyaşı veya diş inci ,dudak mercan , zülf timsah , kaş dalgaya benzetilmek suretiyle güzellik deniz şeklinde hayal edilir . Bu arada melâhat kelimesinin hem güzellik , hem de tuzluluk mânâsı ifade ettiği hatırlanmalıdır :

Çeşm-i billûrdan yâkût-ı nâb olsun revân
Bahr-i hüsnün dilberün pür dürr ü mercan eylesün (19)


Güzellik , gelip geçici oluşu yönünden bir akarsu gibidir . Burada uzak da olsa su ve güzellik mânâsına gelen âb kelimesi akla gelmektedir :

Akarsudur bu hüsn ü letâfet gelür geçer
Sanma efendi alemi sen bir karâradur (20)


I.A.1.f. Bisât , Eyvân , At ( Rahş ) , Şikâristan

Bisât , satranç tahtası demektir. Piyade ve şahruh da onun taşlarıdır. Yüzdeki benler piyadedir. Sevgili , ben piyadesini süreli binlerce şahruh onun cemaline köle olmuştur:

Bisât-ı hüsnde hâli piyâdesin süreli
Hezâr şahruh oldu cemâline çâker (21)


Güzellik bir eyvan , sevgili de onun cemşididir. Rahş , gösterişli , güzel ve hızlı giden at demektir . Sevgili , güzellik atı (rahş-ı hüsn) ile cihanın yüğrüğü olmuştur.Sevgilinin gözleri iki laçin , kaşları onu avlamak için süzülmüş iki şahbaz , güzelliği de şikaristan şeklinde tasavvur edilir.

I.A.1.g.Ateş (Nâr) , Ayine , Bayram (İd) , Genc , Alın Yazısı

Gönüller sevgilinin zülfünde toplanır. Zülüf , yüze düştüğü için gönüllerin güzellik ateşinde yandığı söylenmektedir.Burada yüz güzelliğinin kasdedildiği açıktır :

Dedüm zülfünde diller tâb-ı hüsnünden helâk oldu
Dedi pervâneler nâra yanarlar bî-günâh ahşâm (22)


Güzellik bir aynadır.Yüz güzelliği söz konusu olduğundan şekil benzerliği vardır. Körlere karşı ayna koymak mânâsız olduğu için âşık sevgilinin onu rakibe göstermesini istemez :

sakın ağyârâ gösterme cemâlün
Koma âyîne nâ-bînâya karşu (23)


Aşık için bayram sevgilinin görünmesidir. Güzelliğin bayrama benzetilmesi bunun neticesidir :

Hayâlî rûze-i gamda hilâle döndüğü bu kim
senün îd-i cemâlün görmedi ey mâh bir yıldur (24)


Hazinenin viranelerde bulunduğuna inanılır. Bu sebeble âşığın gönlü virane , sevgilinin güzelliği de hazine olarak ele alınır. Burada viran ve mamûr kelimelerinde tezat vardır :

Kıl nazar birgün Hayâlînün dil-i vîrânına
Anı mamamûr eyle gel genc-i cemâlün sadgası (25)


Güzelliğin "alın yazısı" şeklinde ifadesi kader inancı ile birlikte ,

Misk ile kâfûrdan levh üzre ebrûlar mıdur
Yâ güzellik şuhluk alnunda yazular mıdur (26)


beytinde görüldüğü gibidir. Siyah kaşlar , sevgilinin alnında yazı olarak düşünülür .Demek ki alın levhadır. Güzellik , şuhluk da onun alnında yazıya benzetilince hem hat , hem de kader mânâsında tevriyeli kullanıldığı anlaşılır.

II.A.SEVGİLİ

II.A.1.Umûmî Olarak Sevgili

Eski Türk edebiyatında sevgiliye isim ve sıfat olarak şu kelimeler kullanılıyor: dost, yâr, hûb, habîb, mahbûb, cân, cânân, nigâr, güzel, şâhid-i aşk, efendim, iki gözüm, şâh, fettân, âfet, kâtil, zâlim, seng-dil, cevân ,server, nâzperverd, cevr ü cefâlar kılıcı, bahâr-ı hüsn, dilber, dildâr, dilârâ, hüsn-ü âlem-ârâ, melâhat kânı, mürüvvet kânı, kân-ı atâ, zât-ı pâk, rûh-ı pâk, dâmen-i pâk, rûh-i revân, Türk-i kemân-ebrû, çeşm-i ala, gözleri bîmâr, mestâne çeşm, nûr-ı dîde, lâle ruhsâr, perî-ruh, mâh-talat, yüzü mâh, kamer-ruh, lâle-had, gül-çehre, şîrîn-cemâl, gencine-i sâhib-cemâl, gül-izâr-ı sâde, Cemşid-i eyvân-ı cemâl, kad-i bâlâ, serv-kad, serv-kamet, sîm-ten, şekker-güftâr, tût-i şekker-şiken, gonca-dehen, gonca-leb, oiste-leb, şîrîn-dehen,Hızr-ı Skender-leb, şûh-ı cefâ-âyin, İsâ, Asâf-ı devrân, Süleyman vb. Bu kelimeler ya doğrudan doğruya sevgilinin ismi olmakta veya ismi yerinde kullanılarak ona hitap edilmektedir. Bir kısmı da yüz, göz, dudak, boy münasebetiyle benzetilen durumundadır.

Sevgilinin en belirgin özelliği zâlim oluşudur. Kılıcından demâdem kan damlar. Katı gönüllüdür.

Rakip ile gezerek âşığını üzer. Ona merhamet etmez. Bilakis canına kasdeder, yaralar, öldürür. Aşık öldürmek âdetâ onun sanatıdır :

Bu örnekte görüldüğü üzre sevgilinin zulmetmesi çok tabii bir hadisedir. Dikensiz gül olmadığı gibi, cefâsız yâr da düşünülemez :

Bu yüzden âşık onun zulmünü hoş görür. Cevr-ü cefâsını lütf u kerem sayar. Adını köpekleriyle birlikte anması bile âşığı senindirmeye yeter. Sevgilinin gamı onun gıdasıdır. Kendi niyâz ettikçe, sevgilinin nâz edip istiğna göztermesini ister. Zira, iltifatına zaten tahammül edilemez. Sevgilinin gamı bulunmayan hayatın âşık için hiçbir değeri yoktur. Onun cevr taşı aynı zamanda âşığın olgunluğuna bir mihek olması bakımından önem taşır :

Seng-i cevründür Hayâlinün kemâlün bildiren
Lâcerem miyârını göztermedi zer bî-mihek (27)


Aşık, bütün bunlara katlanmayı vazife kabul eder. Fakat, sevgilinin de kendine muhalefet etmeyip iltifat etmesini, vefâ göstermesini, vuslatını bugün yarın diye ertelemesini, rakip ile düşüp kalkmamasını ister. Hercâyiliği ona yakıştıramaz. Bilhassa âhından sakınmasını söyler :

Sakın âhımdan ey nigâr sakın
Yele varur bu kâr ü bâr sakın (28)

Sevgili, güzellik itibariyle idialize edilir. Hüsn ilinin padişahı olup, güzellikte bir benzeri yoktur. Çin putu bile onunla güzellik davasında bulunamaz. Leylâya "hüsn zekatı" verir. Yüzü ak, alnı açık, kaşı çatıktır. Ne giyse mevzûn giyer. Her giydiği yakışır. Semti ay ile güneş katındadır.

Birçok beyitte sevgilinin tasavvûfi olarak ele alındığı görülür. "Cemâl-i sun-ı Yezdânî" onda tecelli etmiştir. fakat o, ayna gibi bundan habersizdir. Bu ifadeyle "küntü kenzen" hadis-i şerifiyle belirtilen kâinatın yaratılışı hadisesine işaret edilir. Sevgili her güzeli ayna ederek, kendi güzelliğini yine aynada seyreylemektedir.

Letâfet alemi, melekler gibi mücessem olmayan varlıkların âlemidir.Letâfetin de sevgiliye Allah vergisi olduğu ifade edilir. Yunus Emrenin"aşk gelicek cümle eksikler biter" dediği gibi, sevgiliyi kim severse noksanının tamam olacağı belirtilir:

Noksâm yoktur ol kişinün kim seni seve
Her kim ki sana âşık ola ol tamâm olur (29)


Yıkık gönülleri tamir de sevgilinin hakkıdır. Aşığın kanının her damlasında o peyda olur. Kendi kıble, semti Kâbedir. Herşey yok olsa âlemde âşık olmak için tek varlık sevgili yeter :

Hîç kârum yok sipihr-i gerdiş-i devvârlık
Ger yoğ olsa cümlesi âlemde sensin varlık (30)


Divan şiirinde dinî ve dinî olmayan unsurlar içiçe kullanıldığından, bunları çok defa ayırt etmek mümkün olmaz. Fakat, şâirin açıklıkla ifade ettiği bazı beyitler müşkil beyitlerin izahına yardım eder. Sevgilinin tasavvûfi anlamda düşünüldüğü örnekler mevcuttur. Bununla berâber, divan estetiğinin dışına çıkacak kadar realist çizilmiş güzel tasvirlerine de rastlanır. Bu örneklerin sosyal hayattan ve biraz da şairlerin özel hayatlarından çizgiler ve renkler taşıdığı kanaatindeyiz.

II.A.2.Sevgili ile ile İlgili Benzetmeler:

II.A.2.a.Gül (Gül-i handân, Verd-i handân, Gül-i ter, Gül-i ranâ, Gül-i pirehen), Gonca (Gonca-i nev-reste, Gonca-i gül-gûn-kabû), Gül Budağı







"Sponsorlu Bağlantılar"

 
"Sponsorlu Bağlantılar"



Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Rastgele Soru

Seçenekler


Seçenekler


Benzer Konular
Dİvan Edebİyatinin Genel Özellİklerİ Dİvan Edebİyatinin Genel Özellİklerİ 1-Nazım birimi genellikle beyittir ve cümle beyitte tamamlanır. Beyit, cümleye egemendir. 2-Nazım ölçüsü “aruz”dur. 3-Dili Arapça, Farsça, Türkçe...
Dİvan Şİİrİnde Aruz ÖlÇÜsÜ DİVAN ŞİİRİNDE ARUZ ÖLÇÜSÜ Divan şiirinin ölçüsü "aruz"dur. Aruzda açık ve kapalı heceler çeşitli kalıplarda, kendilerine özgü bir düzen içinde sıralanır. Şairler eserlerini yazarken seçtikleri...
Dİvan Edebİyatinda Sanatlar DİVAN EDEBİYATINDA SANATLAR Teşbih Sözü daha etkili kılmak amacıyla ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar arasında benzerlik kurma sanatıdır. Örneğin, "Tilki gibi kurnaz adam" bir...
Dİvan Edebİyati DİVAN SÖZCÜĞÜNÜN TANIM Divan sözcüğünün sözlük bakımından iki anlamı vardır: Belli bir kalıpla yazılan ve besteyle okunan şiir türüne divan denir. Kalıp "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün"...
eskı sevgılı arkadaslar sızce eskı sevgılıye dönülür mü?

 
Forum Stats
Üyeler: 65,747
Konular : 238,998
Mesajlar: 426,232
Şuan Sitemizde: 150

En Son Üye: alpermert

Sosyal Linkler
Lütfen Facebook Sayfamızı Beğenin



Twitter Butonları





Google+ Butonu



Lütfen Google+ Sayfamızı Çevrenize Ekleyin


Sponsorlu Bağlantılar







Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:43.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

DMCA.com

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content's copyrights in our page,please click here to contact us.